Hızlı günleri geride bıraktıktan sonra 2 sabahtır vapur okumalarına devam. Kitabın belki de en iyi paragraflarından biri:
“Çalışma sistemi bir insanın içinde uygun şekilde kaydedilmezse, daha yüksek merkezlerin titreşimlerini alıp iletmek üzere o kişinin içinde doğru bir şekilde gelişemez ve büyüyemez. Şunu anlamalısınız ki, kelimeler ve diyagramlar olarak alındığında, Çalışma’nın kendisinde hiçbir kuvvet yoktur, ancak isteyerek anlaşıldığında kendi varlığı vasıtasıyla Çalışma’nın ilettiklerinde kuvvet vardır. Çünkü Çalışma anlaşıldığında, insanın içinde daha önce sahip olmadığı bir şey biçimlendirir ve böylece onun içinde biçimlendirilen enstrüman -öyle diyelim- o kişinin daha önceden şuurunda olmadığı tesirlere cevap verebilir. İşte insanı değiştiren ve dönüştüren de bu tesirlerdir. Dolayısıyla kişinin, kendi içinde Çalışma’yı canlı tutmasının, Çalışma fikirlerini tekrar tekrar duyup onlar üzerinde düşünmesinin ve onlara göre hareket etmeye çalışmasının ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz. Çünkü günlük yaşamın baskısı ve arzuları yüzünden Çalışma insanın içinde ölürse, onu tekrar uyandırmak çok zor olabilir. İnsanlar kolayca uykuya dalıverirler; ve Çalışma kişinin içinde hep canlı kalacak kadar güçlü duruma gelinceye dek pek çok zaman, çalışma, çaba ve fedakarlık gerektirir; bu yüzden insanlar, onu canlı tutabilen ve görevi bu olan kişilerle teması korumalıdırlar.”
Bugüne kadar 4.Yol ekolu hakkında pek çok şey okuyup, epey bir “Kendini Tanıma” çalışması yaptığını, üstüne üstlük bir de yol aldığını düşenen ey Ben! Daha Yol’un ne kadar da başındasın…
Açılımlar, açılımlar ve açılımlar….birbiri ardına yanan ışıklar, artan farkındalıklar, birbiriyle yeni bağlantılar yapan nöronlar
Hangi biri yazılmalı ya da yazılabilir mi, anlatılabilir mi?
Başka bir gerçeklik bu. Henüz benim için de flu.
Yaşadığımız fiziki “gerçeklik” ile aslında başka seviyeye ait bir “gerçekliğin arasında” gidip gelmek, insanda karmaşa yaratır gibi görünse de, kendimin bile şaşıp kaldığı bir sadelik, dinginlik ve pozitif enerji getiriyor bana. Bu dünyada materyal olarak hiçbir şeyin veremeyeceği bir tatmin ve huzur duygusu. İlk kez “olduğu” gibi “kabullenme” ve kendiliğinden “şifalanma” durumu. Baktığının “ardını” görebilme, gelen etkiyi şuurlu bir “tepki”ye dönüştürme süreci.
4.Yol ekolünün kurucusu sevgili Gurdjieff, onun öğretilerini “Çalışma” sistematiği içinde derleyen sevgili Ouspenksy ve tüm çalışmaları, kendi üstün yeteneğiyle sentezleyen ve bizimle paylaşan sevgili Maurice Nicoll…Varlıksal minnet duygularımı kabul edin lütfen, her daim duacınızım.


