Life is real only then, when I’m

…demiş üstat Gurdjieff, daha çok şey demiş demesine de…minik minicik bir parçasını ucundan kıyısından anladıkça açılan katmanlardan akan o I’m…egosuz I’m! Gerçek Ben’e ait bir ses bir farkındalık bir anlayış bütünü…her şeyini, içini dışını, Egonu, kimliklerini, gelmiş geçmiş hayatlarını, atalarını…her bir şeyi kapsayan o sonsuz Varlık halin!

Kabulde kaldıkça genişleyen, başta kendini sonra Varoluşun en küçük zerresini kucaklayan eriten o saf all is well hali.

O biziz! Fazla arayışa gerek yok, içinde bulunduğun An’da kal sadece, dur, izle, fark et ne geliyor ne gidiyor zihninden bedenine… neler akıyor, nereler acıyor en çok, nereler dirençte nereler kabulde…onlar da Sensin…ayrı gayrı yok, reddetme, bak sadece, kabul et ve bırak…gidecekler gidecek açılan yere yenileri gelecek…onlar da sensin! Hayatın doğası bu, güven, bilinçli sevgiye sarıl, kabulde kal…fazla da anlam yükleme, her şey bir bakışta görülecek kadar yalın ve basit aslında. Sen de sadeleş, merkezinde kal, zihnindeki ıvır zıvıra fazla itibar etme…Sen tüm bunları kapsayacak kadar geniş bir Varlıksın, kendini fark et, kendini sev, şefkat ile sarıl sarmala, kendinden kendine şifalan…

Budur Yol’umuz..

Yoldayım, her halimle, devam ediyorum…

14.Ağustos.2018

Varlık Sevinci

Üstad Gurdjieff’in VARLIK SEVİNCİ dediği yüksek niteliki duygu halinin etkisinde dans ettim bugün evde bir başıma…bedenimin salınımlarına kaynaklık eden içsel dürtüye teslim ederk kendimi…yıllar aylar ve günler sonra…

İnanç, Umut, Aşk…Kutsal Varlık dürtüsü…

Şükürler olsun!

Ey Hayat!

Var birçok demek istediğin, biliyorum lakin bilmek ile yaşamak aynı düzlemde buluşmadıkça çözülemiyor o bilgi partikülleri…
Şu meşhur AN itibarıyla geleni alayım, kabulleneyim, kasmadan, direnç göstermeden akmaya çalışayım diyorum, gün geçtikçe çirkefleşen dışsal etmenler, suda küçük bir damla olup kendi rezonansını yaratmaya çalışan dairesel hareketimi alabora ediyorlar…yaş 42 oldu halen hayatın bu kaba etkilerine o dilde karşılık vermeyi öğrenemedim….direniyorum, o dili öğrenmemek ve kendi kabuğumda, kendi değer ve inançlarıma uyumlu bir hayatı tecrübe etmeye olan inancım adına direniyorum…

Çoğu zaman susmayı getiriyor bu durum, yorumlara katılmadan kendi içine dönebilmeyi lakin o iç de öyle bir öyle bir derin ki, her katmandan ayrı mevzular çıkıyor…

Şimdi onlar orada dursun, bu akış içinde bir oraya bir buraya savrulan yaprak olmayı bırakıp, kendi kendimi ve hayatımı yepyeni bir düzleme taşıyacak güç olmak istiyorum! Bu süklüm püslüm hal bitmeli artık! Kendimin bu haline dayanacak sabrım kalmadı! Kendimden öte, daha büyük bir hedefe kilitlenme zamanı geldi! Bunca olay, bunca ıstırap, bunca gözyaşı, bunca kalp ağrısı boşuna yaşanmadı…hepsinin kendini gerçekleştirme, kendi madde hallerini dönüştürme işlevlerine sabırla izin verildi ama artık BİTTİ! ARTIK BİTTİ! Hayatımın en büyük dönemlerinden biri kapandı, her gece her gün daha yüksek sesle haykırabiliyorum ki ARTIK BİTTİ!

Bir yerlerde bir şeyler var beni çağıran…henüz net değil, zaman zaman çakan flu görüntüler…tek istediğim ve bildiğim önümü biraz daha görecek ışığı üretebilecek güce ulaşayım, onunla karşılaşacağım…tıpkı La La Land’da olduğu gibi, bu hayata gelmeme sebep olan temel yaşam amacım ile buluşacağım ve bunu bu dünya okulu kapanmadan yapacağım…başka bir hayatta değil, bu hayatta coşkuyla…

Tüm hayatlardan oluşan o tek An’da bunu hatırlayacağım…

Sevgi Planı

Tum yonelis ona dogru…icsel dissal tum olaylarin tek bir yonunu gorebiliyorum bu aralar…her akis, Sevgi Realitesinin insanlar tarafindan daha derinden idrak edilip hayatlarinda daha fazla tezahur ettirebilmeleri icin cesitli gorunumlerde olaylar olarak ortaya cikiyor…biz gorunuste buna dunya lisaniyla aci keder istirap diyoruz ama bir anlasak bir anlasak o istirapli surecin bize acacagi nice nice kapilari oldugunu bizi donusturup icimizdeki tum irini akitip yerine taptaze enerjiler, yumusak sefkatli anlayislar cikarabilecegini…

Degisim icin baskilar cok artti. Toplumsal duzlemde yasadigimiz olaylar bunun en buyuk kaniti. Kaos her yerde kaos sokakta kaos her birimizin zihninde ve yureginde! Lakin zaman azaldi idrak edebildigimiz oranda yukselecegiz Sevgi Planina…oradan geldik yine oraya donecegiz ama once her birimiz kendi icsel kaosumuzun zirvesini yasayip iyice bir tepetaklak geldikten sonra…

Ne guzeldir ki tum bunlarla es zamanli kendi icsel cehennemimi yasadigim zamanlardan geciyorum…gecmis geride fazla sorgulamadan alacaklarimi alip almadigima bir bakiyor ve su anda elimdekileri daha iyi anlamaya calisiyorum…gelecek ise cok cok cok belirsiz zaten belli olsa ne olur ki Su An idrak edilmedikten sonra ici bos bir senaryo…

her sey su anda olup bitiyor ama su anda yasananlar bir sonraki ana tohum atiyor o yuzden her sey cok degerli her sey cok kiymetli…yuzume degen en ufak bir toz zerrecigi, mimiminnacik su damlasi…tum evreni tasiyor bana…

suursuzca kapi disari ettigim o guzel masum beyaz kedi ve su an onun yerinde gucsuz bacaklari ve yorgun govdesi ile hayata ttunmaya calisan o kucuk kus…ruyamdaki kadar gercek tezahurler simdi su an…

SEVGI SEVGI SEVGI…bunun icin buradayiz SEVMELI, AKLIMIZIN REHBERLIGINDE DAHA COK SEVMELIYIZ…ONCE KENDIMIZE DONMELI ERIMELI YUMUSAMALI ESNEMELI her bir suur parcacigimizi SEVGI ILE TITRESTIRMELIYIZ!

Devam edebilmek icin tum itici gucum bu ki sukurler olsun!

Sil Baştan…

Başlamak gerek bazen…hayatı sıfırlamak…sil baştan sevmek gerek bazen…her şeyi unutmak…

2015 böyle bir zaman dilimiydi sağolsun.
Gidenler gelenler eksilip çoğalanlar yeni katılanlar ama en çok da benliğimin derinlerine kazınan farkındalıklar…

Geldiğim bir yer var mı bu süreçte yanılsamasından korumak için kendimi An‘da kalma çabalarım kazandıklarım.
Yine de hakettim iyiniyet ve temiz düşünceyi elden bırakmadan şu günü şükürler olsun…

Evrene aidim hayatın kaynağı Doğaya aidim kendi varlığımın gönlüne aidim Yaradana aidim…

Yavaşlamaktır şimdi tek dileğim…

Bu Sabah

Boredom, anger, Sadness or fear are not ‘yours’ not personal. They are conditions of the human mind. They come and go. Nothing that comes and goes is you. E.Tolle

Yorgunum Oğlum

20.Temmuz.2015

Dediğim her an, derin mi derin bir iç sızıntısı…geçmek bilmeyen, kendiyle çarpılıp çoğalan, sürekli kanayan bir yara…

Deme.

Mutluluktan Ağladım

22.Ocak.2015,

Senelerden sonra, çok uzun senelerden sonra, ilk kez bu sabah, kalbim yeniyetmeler gibi heyecandan pıt pıt pıt çarparken, mutluluktan ağladım!

Göklere havalanmak ve her şeyi ama her şeyi kucaklamak istedim.

Sevgili Salman Khan’ın büyük bir özveri büyük bir aşk ile yürüdüğü, bir dizi imkansızlıklar arasından yarattığı mucizevi ve aynı zamanda mütevazi Khanacademy.org’un hikayesini okurken, sevinçten ağladım!

Dünyada halen böyle tutkulu ve halen kendinden zira DİĞER İNSANLARIN geleceğini de düşünüp onlar için BEDELSİZ emek harcayan (1) kişinin bile olduğunu bilmek böyle mutlu edebiliyorsa insanı, bir avuç daha olduğunu hayal ettiğimde, içime dolan hissiyatı ifade etmede kelimeler kifayetsiz kalıyor!

Dünya, bunca olumsuzluğa, bunca çirkinliğe, bunca kabalığa rağmen,
böyle bir avuç iyi insanın yüzü suyu hürmetine yaşamaya dayanıyor.

İyi ki varlar, iyi ki varlar!
Minnetarız…

Son Günlerde…

26.Aralık.2014

Yılın son günleri sanki daha bir büyütüyor insanı…
“Küçüğüm daha çok küçüğüm”e sığındıkça, yok diyor, büyümelisin, hadi bakalım, önüne bak…
Teyzeciğim, cancağızım, bir tanecik Fatom’u uğurladık geçtiğimiz hafta ışığa.
Ayrılışlar başladı aileden, hepimizi biraz daha sardı hüzün…bunun yanında daha sıkı bir kenetlenme, geleceğe yönelik daha bir dik duruş biz ikinci nesilde. Hayatın en büyük gerçeği, kaçış yok, bir gün hepsi gidecekler, biz de gideceğiz.

Durdu birden içimdeki küçük, “geçip gidiyoruz sadece” dedi biraz daha büyümüş olarak…
Her şeye şöyle bir baktım, hakikaten yaptığımız nice iş hayatta sadece “passing through, passing through”…Neden etkilenmişim zamanında Before Midnight’taki bu sözden, cuk oturdu yerine şimdi. Bugüne hazırlamak içinmiş meğer…

Öyle güzel şeyler bıraktı ki bir tanem Fatom…çok şanslı çocuklarız biz, onu yaşadık, sarıldık, sevildik, bol bol öpülüp koklandık, eğlendik, dinlendik, geniş vizyonundan nasiplendik…Canım teyzem, eşsiz bir insandı, çok güzel yaşadı ve yaşattırdı. Şimdi kendi varlığı ile başbaşa, kutlu ve mutlu olsun Bir Tanem’e…

Ha bu arada, fazla Sezen Aksu dinlememeli yılın son günlerinde.
Pek bir dokunuyor insan yüreğinin derinliklerine…

Sağlıklı ve güzel bir yıl dilerim tüm insanlık ailesine.

Ah Blog…

Bu blog…giderek derinleşen bir yara…
Bana göre ilacı, zamanı 24 saatten çıkaracak yeni bir algı ve 20 yaş beden enerjisi…bak o zaman neler yazıyorum, neler yapıyorum…

Lakin, reel zamanın çapı 24 saat, beden enerjim 40 yaş…böyle olunca pek çok sınırlamalar, pek çok bölünmeler, pek çok içerlemeler, sadeleşmeye çalıştıkça eklenen detaylar bra bra bra…

Az ve öz…Şunun üzerinde çalışıyorum:

“Yaşamda önemli olan ne yaptığımız ve nasıl davrandığımızdır; bunları yaparken hissettiklerimiz değil.”

Bu yaşa kadar hisleriyle yol almış ve hislerine kafayı takmış biri olarak, bu son derece pragmatist yaklaşımı hayatıma indirgemeye çalışırken, evet, zorlanıyorum ancak gördüğüm şu ki, gereksiz yüklerden kurtuldukça ferahlıyor, hislerin baskısından özgürleşiyorum.

Adım adım…yavaş yavaş…