Deniz’ime Mektup

Haftaiçi ayrı kaldığımız gün ve gecelerde sana duyduğum bir özlem mektubudur bu bir tanem..

Aşkım, minik prensim, sarı civcivim, güzel oğluşum benim…
Yine bir yaz geldi ve biz seninle yine ayrı düştük aşkım.

Masamın çeşitli yerlerini kaplayan boy boy fotoğraflarınla, her baktığım yönde gözümün önünde olmana rağmen, her gözümü kırpışımda o sana özgü komik mimiklerinle tüm dimağımı kaplamana rağmen, telefonda sesini her duyuşumda o minik bedenine sımsıkı sarıldığımı imajine etmeme rağmen, yüreğimdeki özlemi hiçbiri dindirmiyor minik kuşum, hiçbiri…

Tüm günleri ve sana koşup geleceğim akşamları özlemle tüketiyorum.

(H)orangutan olup şifonyerden yatağa atlayacağımız Azgınlık anlarını, “Ebru, havuz çok eğlenceli bir şey” diyerek batıp çıktığın su oyunlarını, tersane alanındaki bilumum tekne, romörk ve traktör mekanizmalarını sorgulama derslerini, olmadık an ve yerlerde “ay, çişim geldi” diyerek köşe bucak çiş yapma çalışmalarımızı, yeni tanıştığın herkese en önce “senin araban ne marka?” diye sorarak, anne ve babanın nasıl da materyalist ! insanlar olduğu hakkında verdiğin ipuçlarını bertaraf etme çabalarımızı, “hadi artık uyuyalım” diye uzanıp, en az yarım saat-45 dakika süren yatak kıkırdamalarımızı, ama en sonunda gelip göğsüme yaslanıp güven ve huzurla kendini uykunun tatlı kollarına teslim ettiğin anlarımızı çok ama çok özlüyorum canım oğlum…

Giderek artan hayalgücü ve heyecanınla olayları anlatmaya çalışırken el ve kollarını kullanış şeklini, durmak bilmeyen konuşma ve soru sorma enerjini, yaşından büyük çocukların peşinden koşarken kimi zaman mutluluk kimi zaman da hüzünle sonuçlanan kendini kabullendirme çabalarını, “tucak tucak tucak” deyip kucağımızda boynumuza sarılarak “ben seni çok seviyorum” diyen minik yüreğinde bir türlü anlamlandıramadığın “işe gidecek misin, ama şimdi değil” endişelerini, “Ebru, bakkkk!” diye yeni gördüğün her şeye duyduğun o olağanüstü hayranlık ve heyecan hallerini, dudağımın yanında beliren buruk ama mutlu bir tebessümle özlüyorum annecim.

Tüm duruşun gözümün önünde şu an. Fırlayarak kaçmaya hazırlanırken “hadi beni yakala!” diye bağırıyorsun. En sevdiğin şeylerden biri kaçıp kovalanmak, yakalanınca da havalara uçurulmak…Bir çocuğun basit ama en coşkulu mutluluğunu yaşıyorsun bir tanem.

Sen doğmadan önce çocuk sahibi olmaya karşı büyük dirençlerim vardı.
Sen her şeyi değiştirdin güzel oğlum benim!

Büyük bir spiritüalist olmakla her daim övünen ama sen doğuncaya kadar aslında bir arpa boyu yol almadığını fark eden senin bu annen, sayende, hayatının en zorlu KENDİNİ TANIMA çalışmasını yapıyor. Doğmak için gösterdiğin azmi şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Senin aracılığın ile hayatımızda değişmesi ve gelişmesi gereken öyle çok şey varmış ki, sen hayat planını uygulamak için bizim vasıtamızla dünyaya uzanırken, biz de Hayat Planımızın en zorlu ama en geliştirici dönemlerine adım atıyormuşuz meğer…

İyi ki doğdun, iyi ki hayatımıza dahil oldun bizim minik öğretmenimiz!
Seni çok seviyoruz Denizcim! Her nerede, ne koşulda olursan ol, zamanın sonsuzluğunda, kalbimizin merkezindesin bir tanem…

Annen

One Response

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.