Okumaya devam ediyorum…1-2-3…derken bu gidişle 10 bölüm falan yazacağım.
En güzeli her ebeveyne bu kitabı hediye etmek hatta hayır olarak basıp, köy & kent & okul & kütüphane dinlemeden her eve dağıtmak. Keşke bu işleri yapabilmek için daha çok param ve daha çok imkanım olsa…
“Çocuklar, iç dünyalarının, düşüncelerinin ve duygularının ebeveynleri tarafından yorumlanmadığını bilmek isterler. Kalbini size açması için kendisini güvende hissetmesini sağlayabilirsiniz, ama konuşup konuşmamak çocuğa kalmıştır.
Çocuklara tam anlamıyla güvenmemiz gerekir. Kendilerini değerli, sevilen ve güçlü insanlar olarak gördükleri, düşüncelerini ve duygularını ifade etmekte özgür olduklarını hissettikleri zaman, kendi kendilerine bakabilirler ve ihtiyaçlarını rahatça ifade edebilirler.
Çocuğumuzu anlayabilmemizin önündeki en büyük engel, kendi tepkisel düşüncelerimizi ve kanaatlerimizi gerçekler olarak kabul etmemiz veya faydalı bir rehber olarak görmemizdir.
Çocuğun davranışları genellikle ihtiyaçlarını tatmin etmeye yöneliktir; mesela etrafta hiç durmadan koşuşturması, çığlıklar atarak maymun taklidi yapması veya banyoyu tropik bir ormana çevirmesi gibi. Onun niyetini anlarsanız, onu kendi haline bırakmanız veya ona, sizin tercihlerinize veya başkalarının huzuruna zarar vermeyecek bir çıkış yolu sunabilmeniz kolaylaşır. Çocuğunuza sevgi göstermenizin ve onun kendini ifade etme şeklini anlayabilmenizin önünde duran engel, zihninizde yarattığınız, KONTROLÜ KAYBETME, çocuğunuzu TERBİYE EDEMEME gibi korkular veya zihninizin yarattığı başka dramatik durumlar ve beklentilerdir.
Çocukların davranışsal dillerini yönlendiren beş temel duygusal ihtiyaçları şunlardır:
Sevgi
Kendini ifade etme özgürlüğü
Kendini yönetebilmek (özerklik) ve güç
Duygusal güvenlik
Özsaygı
Çocuğunuzu sevmek; onun ihtiyaçlarına cevap vermek, onunla empati kurmak ve hayat onun her isteğini karşılamayacağı için onu buna karşı güçlü bir hale getirmenin yollarını bulabilmek demektir.
Bir çocuk sevgi görebilmek için uygun biçimde davranmaya çalışıyorsa ve ifade şeklini dikkatle tartması gerekiyorsa, kendi değeri konusunda endişelenir ve şüpheye düşer.
Çocuğun sevildiğini hissetmesini sağlayabilmek için, sevgiyi, belirli bir davranış veya başarı için sakladığımız veya sunduğumuz bir meta olarak kullanmaktan kaçınmalıyız. Sevgi, çocuğunuzu sarmaladığınız bir ortamdır; kendisi gibi olmakta özgür hisseder. Tercihleri ve davranışları sevgi ortamını etkilemez ve zor durumların çözümleri de bu ortamda bulunur.
Çocuğunuzu sevmek demek, onun görkemini görebilmek ve onun bakış açısını değerli bulmaktır.
Çocuklar ebeveynlerinin sevgisiyle kendilerini güvende hissettikleri zaman, kolay kolay başka birini incitecek kadar öfkelenmezler.
Sevginin tatlı ama sert olmasıyla ilgili o eski inanış, çocuğu incitmeyi haklı çıkaran düşüncelerden biridir.
Kendimizi bırakıp çocuklarımızı koşulsuz sevmemizin önündeki tek engel, acılarımız ve korkularımızdır. Hissettiğimiz SEVGİ AÇLIĞI, SEVGİMİZİ GÖSTERMEKTEN KORKMAMIZIN NEDENLERİNDEN BİRİDİR.


Bu kitap müthiş bir farkındalık yaratıyor insanda. Çocuğumuzu değiştirmek yerine kendimizi değiştirmemizi önermesi,yani sorunların kaynağına yönlendirmesi bu kitabı çok önemli bir kitap yapıyor. Bununla da kalmayıp yazar ebeveynleri motive de ediyor. Başarabileceğini hissediyorsun.
Ilk is bu kitabi edineyim ben en iyisi. Bu tur kitaplari benim kendimi cozumlememe de yardimci oluyor, her acidan faydali.
sevgiler
Selencim,
Nerelerdesiniz? En son Türkiye’ye geleceğinizi okumuştum sanırım, sonra İskeçe Yolları Taştan ile stop ettin. Her şey yolunda mı?
Sevgiler
Ebru