Foça Günleri

Apar topar Foça günlerine giriş yaptık.
Haziran geldi mi annemi İzmir’de tutmak çok zor. Bir şeyi kafaya taktı mı asla engel tanımaz, ne yapar ne eder o isteğini gerçekleştirir(aynı huy bende de var, belli ki onu modellemişim bu konuda).

Neyse çok şükür, 12 Haziran Pazar günü hem annemi hem Deniz’imizi Foça’ya, babamın yanına, yazlık sezona bırakıp, hüzünlü bir şekilde İzmir’e döndük.
Çok zor bir haftaydı geçen hafta benim için, koca bir kıştan sonra ilk kez geceleri Deniz’den ayrı kaldık. Eve gelince onu göremeyeceğimi, sarılamayacağımı, birlikte kudurup azamayacağımızı, banyo yapamayacağımızı, birlikte dans edemeyeceğimizi, uyumadan önce sarılıp kitap okuyamayacağımızı, bilumum araba & ambulans & iş makinası & kamyon hikayelerini uyduramayacağımızı düşünmek bile, Salı günü tansiyonumun 8′e 5′e kadar düşmesine sebep oldu. Fazla kendimi kaptırdım, biliyorum, neticede oğlum Foça’da anneannesi ve dedesiyle son derece mutlu & güvende ama gel de yüreğime söz geçir…Salı akşamı Tolga 20.30′da arabayı servisten aldığı gibi kapıp ulaştırdı beni oğluşumun yanına. Kapıyı açıp da bizi görünce nasıl mutlu oldu nasıllll, o minyon suratı gülümsemekten kocaman oldu, koştu atladı kucağımıza, sarıldık sarıldık sarıldık, öpüştük koklaştık, içime çektim her bir yerini…Annem ağlar, ben ağlar, babamın gözleri doldu, “yok olmaz böyle, dönelim biz” demeye başladı adamcağız! Eski Türk filmlerinden sahneler vardı bizde anlayacağınız geçen hafta :)

Çarşamba sabahı işe dönüp, Perşembe tekrar gittik. Ben Cumayı haftasonuna bağlayınca bu haftaya daha iyi bir adaptasyon yapmış olduk hem biz hem Denizcim hem annemler için. Annem de biraz dinlenme imkanı buldu, zira kadıncağızın işi bu sene zor. Bizimki tam bir sokak çocuğu olacak orada, ben hiç şikayetçi değilim bu durumdan tabii, çocukluğumun en güzel günleri, gece yarılarına kadar, macera peşinde bir oraya bir buraya sürüklenerek geçen SOKAK günlerimdir. Bu günler sayesinde özlemle andığım mutlu bir Çocukluk dönemim var, birazını bile yaşatabilsem Deniz’e, büyük kazançtır onun için, çok büyük! Bu yüzden hiç engel olmuyorum sokakta oynamasına, kirlenmesine, düşmesine, koca çocukların peşinde koşup onlarla aşık atmaya çalışmasına; kafaya şapka, vücuda bolca güneş kremi, yallah tarlaya ve deniz kenarına. Sadece gözlerimle izliyorum, o kadar mutlu ki koşarken, oynarken, arada bir durup bana sesleniyor, sonra devam, sadece bu halini izlemek bile, bedenimi ve zihnimi gereksiz vesveselerden arındırıp, beni dünyanın en hafif insanı yapmaya yetiyor.

Fotoğraf bu haftasonu gittiğimiz tatilköyünde eşek severken…yüzifadesine dikkat!

One Response

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.