Çocuğunuzla Birlikte Büyümek 2 – Devam

Kitabın neredeyse tüm satırlarını çizip, boş bulduğum her alana notlar almaktan kitap iki gün içinde harabeye döndü diyebilirim.

En beğendiğim bölümler:

“Daha fazla öğrenmeye ve daha az öğretmeye cesaretiniz varsa, ebeveynlik olgunlaşmanızı ve büyümenizi sağlar.

Doğa/Tanrı yanılmaz; bir bebeği yirmi yıl içinde yetişkin bir insan haline getirmek sizin işiniz değildir. Sizin sorumluluğunuz ve ayrıcalığınız, çocuğunuz büyürken ona bakmak ve onu yetiştirmektir.

İnsanlığın gelecekte bugün olduğundan daha farklı olmasını istiyorsak, çocuklarımızın, geleceği bizim istediğimiz şekilde değil, kendilerine uygun bir şekilde oluşturmalarına izin vermeliyiz. Çocuklarımızla ilgili hayallerimiz, geçmişten miras aldığımız düşüncelerden kaynaklanır. Geçmişi tekrar ederek ve içimizdeki korku kaynaklı inançlara itaat ederek değişim yaratılamaz.

Çocuklar içlerinden geldiği gibi davranmakta, hissettiklerini hissetmekte bir sorun olmadığını ve onların bakış açılarını önemsediğimizi algıladıkları zaman, sorunlarının çözümlerini de kendileri bulurlar ve gerçeklerle uzlaşırlar. Diğer yandan, duyguları inkar edildiğinde, sorunlarını genellikle çözemezler. Öfke duyarlar çünkü kendilerini kurban olarak görürler.

Onaylamak kendi kendisinin bir sonucudur. Bir çocuğun üzüntüsünü yok etmek, davranışını değiştirmek veya onu kontrol altına almak için kullandığımız bir yöntem değildir. Onaylamak ve dikkatle dinlemek, çocuğun kendini ifade edebilmesi için kendini güvende hissetmesini sağlamak üzere kullandığımız bir yöntemdir; sevgimizi ve içtenliğimizi göstermenin bir yoludur. Onu onayladığımız zaman çocuk, hissettiklerini hissetme ve kendini tam olarak ifade edebilme konusunda kendini güvende hisseder.

Duygularını onaylarken, durumu daha da dramatikleştirmekten veya duygusal tepkilerinizi ortaya koymaktan kaçının.

Çocuklar, onlara acı veren duygulara takılıp kalmazlar. Güçlü bir şekilde hayatlarına devam ederler çünkü bu duygularla ilgili geçmişten gelen yükler taşımazlar. Onlara, yetişkinlere has “kendi ıstırabı içinde yuvarlanma” sanatını öğretmekten kaçının.

Çocuk, anlaşılma ihtiyacı bir kez karşılandıktan sonra yoluna devam edebilecektir. Yoluna devam edebilme becerisi, onun belirli bir olaya takılıp kalmasını ve bu olayı, hayatının geri kalan kısmını olumsuz etkileyebilecek bir hikayeye dönüştürmesini de engeller.

Küçük çocuklar azarlandıkları zaman genellikle ebeveynlerinin yoğun duygularından ve yargılarından korkarlar ve kendilerine anlatılmak istenen şeyi kavrayamazlar. Geçerli sözlerin sert bir dille ifade edilmesi veya gizli bir suçlamanın tatlı bir sesle dillendirilmesi bile, küçük bir çocuğun duyguları için çok yoğundur ve ilgisi durumun farkına varamayacak kadar dağılır. Çok korkmuş veya incinmiştir. Bir çocuk, ancak hayatın akışının değişmediğini, gördüğü sevginin sekteye uğramadığını ve onurunun incinmediğini hissettiğinde, evdeki büyüklerin alışkanlıklarının ve isteklerinin farkına varabilir. Bizimle birlikte yaşamayı öğrenmek için yardıma ihtiyacı yoktur; sadece ona güvenmemize ve onun öğrenme sürecine müdahale etmemememize ihtiyacı vardır.”

Daha ne denebilir ki!

One Response

  • Onaylamak…
    Bu kelimenin manasını gerçekten anlamanın ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğinin farkında olmak lazım..
    Önce kendimizi onaylamaya ihtiyacımız var. Biz çocukken çok az onaylanma hissetmişiz belki de hiç hissetmemişiz. Bu yaraları içimizde hissedebilsek dahi, çocuğumuza bunu yapmamayı becerebilir miyiz? Yaralarımızı çoğumuz içimizde hissedebiliriz, ancak bu hisleri DÖNÜŞTÜREBİLMEK GEREKİYOR. O his orada mevcutken çocuğumuzu onaylamak için ne kadar çabalarsak çabalayalım başarıya ulaşamayabiliriz.
    DÖNÜŞTÜREBİLMEK NASIL OLACAK?
    İster affetme çalışması, ister kabullenme çalışması, ister kendini bilme uygulamaları, ne olursa olsun birtakım şeyleri dingin zihin hallerinde çözebilmek çok zor değil.. yeterki kararlılıkla üzerine gidelim..

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.