26.Aralık.2014
Yılın son günleri sanki daha bir büyütüyor insanı…
“Küçüğüm daha çok küçüğüm”e sığındıkça, yok diyor, büyümelisin, hadi bakalım, önüne bak…
Teyzeciğim, cancağızım, bir tanecik Fatom’u uğurladık geçtiğimiz hafta ışığa.
Ayrılışlar başladı aileden, hepimizi biraz daha sardı hüzün…bunun yanında daha sıkı bir kenetlenme, geleceğe yönelik daha bir dik duruş biz ikinci nesilde. Hayatın en büyük gerçeği, kaçış yok, bir gün hepsi gidecekler, biz de gideceğiz.
Durdu birden içimdeki küçük, “geçip gidiyoruz sadece” dedi biraz daha büyümüş olarak…
Her şeye şöyle bir baktım, hakikaten yaptığımız nice iş hayatta sadece “passing through, passing through”…Neden etkilenmişim zamanında Before Midnight’taki bu sözden, cuk oturdu yerine şimdi. Bugüne hazırlamak içinmiş meğer…
Öyle güzel şeyler bıraktı ki bir tanem Fatom…çok şanslı çocuklarız biz, onu yaşadık, sarıldık, sevildik, bol bol öpülüp koklandık, eğlendik, dinlendik, geniş vizyonundan nasiplendik…Canım teyzem, eşsiz bir insandı, çok güzel yaşadı ve yaşattırdı. Şimdi kendi varlığı ile başbaşa, kutlu ve mutlu olsun Bir Tanem’e…
Ha bu arada, fazla Sezen Aksu dinlememeli yılın son günlerinde.
Pek bir dokunuyor insan yüreğinin derinliklerine…
Sağlıklı ve güzel bir yıl dilerim tüm insanlık ailesine.