Dün bir arkadaşım kısa ama güzel rehberlikler sunan küçük bir mail gönderdi bana. Hemen print edip mutfak bankoma yapıştırdım gözümün önünde dursun, sık sık okuyabileyim, zaman zaman yitirdiğim “hayata dair inançlarımı” tekrar tekrar hatırlayabileyim diye. Gerçi bir süre sonra göz görmez oluyor bu tarz notları ama bu başka, gerçekten başka…Bunları okuyup da üzerinde düşünmemek ya da etkilenmemek mümkün değil. Hepsini yazmam söz konusu olamasa da, bazılarını buraya not almak istiyorum hep birlikte tekrar tekrar okuyabilelim diye….
Şüphede kalma, ikinci bir adım daha at!
Hayat, nefrete harcayacak kadar uzun değil!
Geçmişinle barış ki, bugününün içine etmesin.
Hayatını başkaları ile mukayese etme, ötekilerin neler çektiğini bilmiyorsun.
Derin bir nefes al, kafanı sakinleştir.
Güzel ve yararlı olmayan, seni mutlu etmeyen her şeyi çöpe at! Düşünce kalıpların da dahil.
Her ne yaşıyorsan, seni öldürmediği müddetçe, güçlü kılar.
HAYATTA SEVDİĞİN HER NE İSE, PEŞİNDEN GİDERKEN ASLA “HAYIR” sözcüğünü cevap olarak kabul etme!
Mutluluğun için senden başka sorumlu yoktur!
Her yaşadığın felaketin ardından kendine şu soruyu sor: “Beş yıl sonra bunun benim için ne önemi olacak?”
Daima yaşamı seç!
Herkesi, her şeyi affet!
Zaman, her imkana sahip…Zaman tanı!
Durum ne kadar iyi veya kötü olursa olsun, değişecektir…
Mucizelere inan!
Hayatı denetlemeyi bırak! Öne çık, kendi hayatını kendin yarat!
Çocuklarınızın, yaşayacak başka çocukluk dönemi yok!
Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır.
Her gün dışarı çık…Mucizeler her yerde seni bekler!
Dertlerimizi bir torbaya doldurup, milletinkilerle birarada görsek, bizimkileri geri toplardık…
Kıskançlık zaman kaybıdır. Zaten ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz…
Her şeyin en iyisini daha yaşamadın!
Yol ver!

