Deniz&Can – Ebru&Nihan Yalıkavak Birlikteliğimize Ait Kısa Notlar

Bazen çok üzülüyorum hatıraları, özellikle çocuklarla ilgili olanları, buraya daha sık, daha güncel kaydedemediğime. Deniz ile ilgili öyle çok şey var ki son zamanlarda mutlaka “kayıt” altına alınması gereken, ama olmuyor işte… Halbuki ona bırakacağım en büyük hediye çocukluğuyla ilgili hatıraları olacak, biliyorum, benim gibi hatırlamak için habire bilinçaltı yolculuklar yapmasına gerek kalmasın diye :)

Neyse, bir gittik, pir geldik misali, 2 kadın ve 2 erkek çocuğuyla olan 6 günlük “tatil” maceramızı, büyük tecrübeler eşliğinde, derin şuurumuzda derin izler bırakarak tamamladık.

Cuma akşamı Tolga bizi almaya geldiğinde perişan vaziyetteydim, saç & baş dağılmış, üst & baş leş gibi, bir yandan üstümden düşen şortu çekmeye çabalarken, bir elimde Deniz, diğer elimde valiz, koca bir torbada meşhur deniz kabukları alışverişlerim, açlıktan zır zır öten midemle…evim evim güzel evim’e ulaştık nihayet.

Bu birlikteliği Nihan ile çok arzulamıştık, zira çocuklar ilk kez biraraya geleceklerdi, büyük beklentilerimiz yoktu iyi anlaşacaklar, iyi oynayacaklar, arıza çıkarmayacaklar, biz de iki arkadaş baş başa bol bol sohbet edebileceğiz diye. Onları izlemek bize yetecekti zira. Biz de böylece ideallerimizde paylaştığımız annelik modellerimizin uygulamalarını görecektik birlikte. Daha ne olsun!

İyi ki de dedik böyle beklentilerimiz yoktu, zira iki arkadaş ancak (1) gece, o da sağolsun bir türlü kökünü kurutmayı beceremediğimiz sivrisineklerin saldırısı sayesinde, sabahlayabildik. Bir öğlen de çocuklar sızmışken, balkonda “lafladık” biraz. Geri kalan bütün An’lar, çocuklarla birlikte bilimum eğlenceli amelelik işleri yaparak geçti. Can’ın denize düşen terliklerini kurtarma operasyonları, havuz kenarında güneşlenen insanların arasına işeyen oğlumun çişlerini çaktırmadan temizleme çabaları, bir çocuk, bir yetişkin havuzu arasında gidip gelmekten sızlayan bacaklar, oyuncak & kitap & kalem & dolmuşta pencere kenarına oturma kavgaları, sitenin yokuşlarında koşma yarışları sonucunda oluşan yaralanmaları şefkatle tedavi operasyonları, zıvanadan çıkan sivrisinek avlama cambazlıkları, bir bağırış bir çığlık, ardından gelen ağlama krizlerini “manage” etme çabalarımız, buna rağmen yılmadan, gün aşırı, 2 dolmuş seyahatiyle gerçekleştirdiğimiz Yalıkavak ve Bodrum gezilerimiz, hem bizde hem de çocuklarda hakikaten güzel hatıralar bırakarak sonlandı.

(Burada uzun bir parantez açıyor ve özellikle belirtmek istiyorum ki, Çocukların gelişim evrelerinin özelliklerini bilmek, büyüklerimizin “tatili zehir etti bana” ya da “çocukla tatile çıkılmaz” yakınmalarını kökten çürütüyor ve 3 yaşlarında bir çocukla yapılacak tatil perspektifini “bireysel keyif” anlarından çıkarıp, “çocuğunla birlikte geliştiğin ve değiştiğin” başka bir boyuta taşıyor. Buradan Paktuna Teyzeme bu bakışı bize kazandırdığı için teşekkürü borç biliyorum)

Yine de Nihan’a olası başka bir “tatil” için bıraktığım not aynen şöyle oldu:
Seneye, çocuklarla birlikte bir tatil, ancak (3) gün, kocalarla birlikte ve tam pansiyon olmak şartıyla kabulümdür :)

Bizim iki kafadarın ilk günkü buluşmalarından sevgi dolu kareler… Diğer günler bir saat oynadılarsa gün boyu kavga edebildiler :)

2 Responses

  • Çok hoş bir yazı olmuş arkadaşım :)
    Herşeye rağmen çok güzel bir tatildi.. Birlikte daha uzun sohbet edebilmek isterdim fakat boşver sohbeti onu her zaman yapabiliyoruz. Asıl benim için seni oğlunla yaşadığın hallerle görmek daha yeni bir tecrübe oldu. Ayrı şehirlerde yaşadığımız için birbirimizi çeşitli ruh hallerinin içinde görebilmek çok mümkün olmuyor.
    Seneye tekrar bir araya gelmek dileğiyle :)

  • Hani teknolojiden bahsetmiştik ya, tatilden döndüğümde öğrendim, iphone’larda sivrisinek uygulaması varmış :) ))
    Bu uygulama sivrisinekleri etkisiz hale getiren -bizim duyamayacağımız- sesler yayıyormuş. Keşke haberim olsaydı :)

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.