Yeni Yıl Düşlerim

2013 için ciddi anlamda düşlerim ve hedeflerim var. Bu düşler ve hedefler öncekilerden farklı zira şımarık çocuk gibi “istiyorum da isityorum” ile olmadığını, farklı dinamiklerin işin içinde olduğunu öğrendiğim bir yıl oldu uğurlamakta olduğumuz 2012…

 Aslında hepsi bir süreç…Zaman’ı sadece rakamlarla ölçmeye alışmış lineer zihinleri esnetmek zor ama aslında olan biten, her geçen yıl ile birlikte biraz daha büyüyüp, Hayat’a ve Kendimiz’e dair farkındalığımızı bir parça daha genişletmekte olduğumuz.. 

 2012’de öğrendiğim en büyük bilgi, DIŞARI’da hiçbir şey ya da hiçbir SUÇLU’nun olmadığı, HER ŞEYİN BENİM FARKINDALIĞIMIN BİR YANSIMASI olduğuydu! Epey bir silkelendim, epey bir acıdım yüzleştiklerimle ama çok şükür içselleştirdim bir parça ve özgürleştim beklentilerimden, yargılarımdan, suçlamalarımdan ve şükrettim Evren’e böyle bir dil ile benimle konuştuğu için.

Doğa’nın işleyiş düzenine bir kez daha hayran kaldım, bir yaprağın kıvrımlarında yitip gittim, bir Salyangoz ile ahbap oldum…ve biz insanlık Doğa’ya uyum sağladığımız sürece, büyük bir bereket, bolluk ve Rahmet’in her an yağdığını idrat ettim ve bir kez daha şükrettim hayata!

Oğlumu daha çok sevdim, anladım ki onunla geçirdiğim saniyenin binde birinin binde biri bile, aramızdaki bağı her geçen gün daha da güçlendiriyor. Geceleri uyandığında yanıma gelip, “seni çok özledim Ebru” diyerek bedenime sarılan minik elleri, hayatın bana en kıymetli armağanı!

 Beslenme şekil ve içeriğimize daha çok dikkat ettiğim zamanlarım oldu çoğunlukta. Aslında yemek yemeğe ne kadar da az ihtiyacımız var! Koştum bol bol, koştum sabahın ilk ışıklarını izleyerek ve bedenime daha iyi baktım, onun sesine daha çok kulak verdim.

 Ve evimde daha  çok mum yakıp, daha çok IŞIK düşledim. Her bir köşesini sevgiyle işledim. Anladım ki, nereye gidersem gideyim, aradığım tüm huzur aslında benim İÇİMDE.

2013 için düşlerime gelince, bu düşleri gerçekleştirmek için gereken kararlılık, irade, disiplin ve DÜŞ GÜCÜ tavan yapmış durumda. Küçük küçük hedeflerimi not ediyor, öncelik ve yapabilme gücüme göre eyleme geçiyorum ufak ufak.

Küçük bir hayatım var benim. Küçük umutlarım, küçük düşlerim. Şimdilik. Böylesini seviyorum.

 1.Kuvvetli bir detoks programlıyorum öncelikle. Hem fiziken hem ruhsal manada iyi bir arınma. Bol su ve bol taze yeşilliğin ağırlıkta olduğu bir beslenme. O kaba saba yiyeceklerle bedenimize öyle kötü enerjiler alıyoruz ki…  Spor spor spor…onsuz olmuyor! Düşüncelerimde sadelik…Olan’a evet, Olmayan’a Hoşçakal diyebilme olgunluğu.

 2.Bir dilek defteri istiyorum, daha ziyade bir günlük…Duygu,düşünce ve isteklerimi not edip, karşılaştığım olayları yazabileceğim ve böylece her şeyi kendimin yarattığını bana bire bir gösterecek bir ayna!

 3.Zihnimi daha iyi organize etmek en ciddi hedefim! Saçma sapan bir sürü şey peşinde koşup enerji harcamak ve elde var sıfır olmak yerine, seçici davranıp basit, sade, doğal ve “az” şey istiyorum hayatıma, hayatımıza. Biliyorum ki zihnimi iyi organize edebildiğim takdirde, ZAMAN’ımı da daha iyi organize edebileceğim. Peşinden fıldır fıldır koşmadan, AN’ın içinde OLMAK ile ilgilenebileceğim…Epey bir zaman ve efor alsa da bunu biraz biraz öğrendim sanıyorum:)

 4.SADELEŞMEK en büyük hedefim…nasıl anlatsam bilemiyorum. O kadar az şeye ihtiyacımız var ki aslında…Eskiden bana mutluluk veren, beni oyalayan ve belki de bir sürü şeyden kaçışımı sağlayan alışveriş olayı…nasıl zor nasıl gereksiz geliyor şimdi. BİLEREK ALMADIĞIM bir farkındalığı yaşıyorum. Giysi dolabımı, kitaplığımı, evimi, çocuğumun oyuncaklarını, ayakkabı kutularımızı….önce kabadan başlayıp sonra giderek süptilleşen bir Sadeleşme hareketinin tam da merkezindeyim. Daha AZ ve daha AZ sloganım!

 5.Yeni yemek denemeleriyle birlikte mutfakta daha çok zaman geçirmek istiyorum. Kendimize özel bir damak tadı keşfetmek kadar keyifli bir şey yok. Bol kitap, bol doğal gıda, bol baharat…harmanla, ilgi, sevgi ve merak kat, güzel bir kadeh şarap, minik elleriyle yardımcı küçük bir aşçı, erken gelirse bu ortama katılan baba, tınısı tüm evi kaplayan güzel bir müzik ve sıcak, huzur dolu bir akşam…daha ne isteyebiliriz ki????

 6.Oğlumun odasına, her akşam ne okusak diye tüm kitapları yer sermeden karşımızda görebileceğimiz küçük, basit bir kitaplık istiyorum. Bir Montessori kitaplığı. Onun düzenleyebileceği, yazılı aktivitelerini ve resimlerini muhafaza edebilecek, fonksiyonel bir kitaplık.

 7.Kocaman bir DÜNYA ATLASI istiyorum ama puzzle şeklinde. Tamamlayıp, halı olarak kullanmayı düşlüyorum :) Her akşam yatmadan önce Deniz ile bazen bir ülke bazen bir şehir tanımayı ve imajinatif olarak oraları gezdiğimizi düşlemek istiyorum.

 8.Doğa’da daha çok vakit geçirmek, toprağa, taşa, ağaca, yaprağa, çiçeğe, böceğe, geceden kalan çiğ’e, diri havaya daha çok dokunmak ve içime çekmek istiyorum. Çocuğumun tüm doğayı birebir yaşayıp deneyimleyerek öğrenmesini istiyorum! Yeni rotalar bulup, haftasonları keşfe çıkmak ve hatta küçük kamp denemeleri yapıp, Dedetepe Çiftliği’nin bu seneki yaz tatiline hazırlık yapmayı hedefliyorum.

9.Deniz’i eğilimli olduğu birkaç spor alanında test edip, kendisinin de severek ve ilgiyle devam edebileceği bir spor programına yönlendirmek istiyorum, istiyoruz. Tekne işlerini ve denizi çok seviyor. Yelken için yaşı henüz küçük olsa da, yeğenimin desteğiyle bu sene tanışabileceğini düşünüyoruz.

 10. Dernek işlerine daha çok, daha disiplinli, daha özverili ve daha nitelikli zaman ayırmayı da çok istiyorum. Kitap basma işini tekrardan canlandırmak hepimizin DÜŞ’Ü…Bunun için başka dinamikler gerekse de, onların da yolunu bulacağını biliyorum.

 Son olarak kendime ait küçük, özel, mütevazi bir alan istiyorum. Tamamen kendime ait bir gün olabilir, 2-3 saat olabilir, doğada geçirilecek bir haftasonu olabilir, içinde kıymetli dost muhabbetlerinin olduğu bir pencere kenarı da olabilir ama tamamen bana ait. Yalnızca bana. Özel.

 Ve,

 “Yaşam stili bir BİLİNÇTİR. Varlığını çalıştır. Yaşamın daha zengin bölgelerine girmek için göstereceğin her çaba, sendeki yokluk bilincini yıkmana yardım edecektir. Kendini bolluğa alıştır, vizyonunu yükselt ve imkansızı düşle, tüm zenginliklerin gerçek kaynağı ve onları korumanın ön koşulu olan bir ‘refah bilinci’ yarat” diyen Dreamer’ın sesini yanıma alarak, hepimiz için İYİ BİR YIL diliyorum.

Rebecca Zeller ve Ailesi

Bu muhteşem kadın, ailesi ve fotoğraflarıyla tanışmadıysanız, hiç vakit kaybetmeden web sitesini ziyaret edin…edin ki gününüz bu fotoğraflardaki dinamizm, renk, sevgi ve IŞIK ile aydınlansın!

www.rebeccazellerphotography.com

Ahh bir Türkiye’ye gelse, ne yapar, ne eder, mutlaka ailecek bir günümüzü fotoğraflamasını çok ama çok isterim…”herkes her işi yapamaz” çok önemli bir ilkedir benim için, bu kadın bu işi hem çok iyi hem çok severek hem de bambaşka bir vizyon ile yapıyor. Hakikaten çok iyi bir vizörü var. Sayesinde İskandinavların hastası oldum! Zerafet desen onlarda, doğallık desen onlarda, sıcakkanlılık, uyum, bütünlük, güzellik, alçakgönüllülük, iyi fizik…hayata dair bir sürü pozitif unsur hepsi birarada! Boşuna değil huzur ve refahın en çok bu ülkelerde görülmesi…Kadının müthiş tatlı iki çocuğu var, şimdi üçüncüye hamile! Hayranım ayrıca doğurganlıklarına da…ben 35 yaşında ancak bir tane doğurabildim, bunlar 40′ından sonra üçüncüye de yelken açıyorlar, hem de büyük bir istek ve sevgi ile…Elbette içinde yaşadıkları kültür ve sosyal imkanlar bizimkilerle karşılaştırılamaz! Benim ülkemde kadınlar ve çocuklar halen bu kadar eziliyorken, fazla bir şey söyleyemiyorum, içim acıyor zira:(

Her günümü bu siteyi açıp çocuk ve aile fotoğraflarına bakmadan geçiremez oldum. Hatta bu kadın sayesinde ayak fetişisti bile oldum diyebilirim:) Bir insan bu kadar güzel mi çocuk ayağı fotoğraflayabilir…ya da bir ayak fotoğrafıyla SEVGİ’yi bu kadar mı güzel aktarabilir?

O çocukların saçları, kıyafetleri, çamurlu ayakkabıları, yüzlerindeki mimikler, bakışlarındaki ifadeler, tebessümler, saçlarındaki tokalar, kucaklarındaki kitaplar, çoraplarındaki kirler, aktivitelerindeki minik parmaklar, kuzenler, kardeşler, arkadaşlar, çiftlerin birbirlerine bakışlarındaki ilgi ve sevgi, parmaklardaki zerafet…hep birlikte olmaktan duyulan mutluluk ve yansımaları…Güzel insanlar bu İskandinavlar; hayatı güzel yaşayıp, güzel yansıtıyorlar!

Ben de Rebecca Zeller’in bu muhteşem fotoğraflarını enerji transformasyonu yapmada kullanır oldum. Resmen bu fotoğraflardan enerji çalıyorum! O çocuklara ve ailelere baktıkça kendimi daha iyi hissediyor, daha umut dolu oluyorum ”geleceğe” dair. Kendi sığ ve kısıtlı vizörümden kurtulup, çocukların yüzlerindeki ifadelere, mimiklere daha kolay adapte oluyor ve her geçen gün onları daha çok seviyorum…

Çocuklar çok güzel varlıklar! Çok kıymetliler! Onlara da kendimize de çok iyi bakalım!

Ve koşulsuzca SEVELİM!

Sunak

Aylardır günlerdir yoğunluğu birbirini aşan bir sürü olay yaşıyorsun, sonra gelip hiç ilgisiz bir konuda bloga yazı yazıyorsun. Burası da böyle bir platform işte. Birikim birikim birikim, nihayetinde iki küçük satır sonuç:)

Evde kendime küçük bir sunak oluşturmaya karar verdim. Kendime ait, kendi içselliğimle bulaşabileceğim, taş, mum, çiçek,  kristal, su, koku…ne varsa kullanabileceğim, tüm Evren ve İnsanlığı “Işık” içinde düşleyebileceğim küçük bir mekan. Şiddetle ihtiyacım var. Kendi özelimi yitiriyorum gitgide. Her gün bu sunakta yaşam için şükranlarımı sunup, tüm yaşamı kucaklayan dualar edebileceğim birkaç dakika geçireceğim. Biliyorum, çok iyi gelecek…

Tüm insanlık olarak zor zamanlar yaşıyoruz. Dünyamız da zor zamanlar yaşıyor. Bu zamanlarda ayakta kalabilmenin sırrı, Sandra Ingerman’ın nefis ifadesinde olduğu gibi “Sevgi dolu bir alanı muhafaza etme gücü”nü yitirmemekte.

Bu muhteşem kadının sitesinde her ay yayınladığı “Dönüşüm Mektupları”nı okumanız dileğiyle…