Happy 4th Birthday Benim Güzel Oğlum

 

Benim anasına çeken protest oğlum! Bir tanem! Sarı civcivim! Le petit Prensim! Ospiriğim! Her şeyim! Dünya Zaman’ıyla 4 yaşını bitirip, 5′in yolunu tuttuğun ilk günün bugün! Bizimle olduğun, her günümüze yeni güzellikler, yeni komiklikler katıp, bizi, gerçek, karşılıksız “Sevgi” ile tanıştırdığın için sana minnettarız! Seninle bir “Bütün” olmayı deneyimlerken, ”Bütün” içinde “bireysel” rol modelleri olmaya çalışıyoruz aynı zamanda. Aslında bizim yaptığımız bir şey yok. Sen her gelen yeni günde, içinde var olan eşsiz kaynaktan muazzam sahneler sunarak, biraz daha biraz daha büyütüyorsun bizi…

Yeni yaşın yeni güzellikler getirsin sana! Kendi öz’ünle bağlantını yitirmeden, Düş’lerinin peşinden yürüdüğün, hatta yeni Düş’ler besleyebildiğin bir yıl olsun! Her zaman yanındayız, her zaman Seni Çok Seviyoruz…Biliyorum, yıllar geçse de, aramıza fiziki mesafeler girse de, geceleri kulağına fısıldadığım sevgi sözcüklerimiz daima seninle olacak…

Seni çok seviyoruz bir tanem

Annen & Baban

Tanrılar Okulu

Bir kitap. Bir Düş Okulu. Bir Kendini Hatırlama aracı. Bir Tebliğ. Bir Yardım. Bir Ayna. Bir “Ben Kimim?” rehberi. Dikey Zamanda sınırları alt üst eden devrimsel bir Hareket. Bir Şuur değişimi. An’da büyük bir idrak. Bundan Önce ve Bundan Sonra durumu. Okumalı, okutmalı. İhtiyacımız olanı çekip almalı ve yaşamalı.

Kişisel gelişim yolculuğumda bunca zamandır yaşadıklarımdan biriktirdiğim en büyük sonuç: Her şey başka bir şey’e vesiledir. Her başlangıç aynı zamanda bir Son’dur. Her realite kendinden sonraki realitenin hazırlayıcısıdır. Ve Yol sonsuzdur, bitmez, çünkü Biz de Sonsuzuz, Evren Sonsuz, Alemler Sonsuz…Zaman, rakamlar arasına sıkıştırdığımız bir süreç değil, Zaman bir enerji, bir Oluş durumu, akıl ile kavramakta zorlandığımız ama içten içe bildiğimiz, hissettiğimiz bir Varoluş durumu…

Kelimeler hakikaten yetersiz. Maurice Nicoll ile örtüşen o kadar çok şey var ki…çünkü her şey aslında BİR. Her şey aslında aynı amaca hizmet ediyor: İnsan’ın Tekamülü. Bireysel Tekamül. Her şey bizde başlıyor, Biz’de bitiyor. Dışımızda ne bir etki, ne de bir olay var. Gerek toplumsal, gerek bireysel düzlemde, her şeyin yaratıcısı bizleriz. İyiliği de kötülüğü de Biz yaratıyoruz, kimse birbirine bir şey yapmıyor aslında. Dünya bu durumda olduğu için bizler böyle değiliz, tam aksine Dreamer’ın da söylediği gibi “The World is Such because You are Such!”

Son günlerim, kitabı yazıp çizmekle, geri dönüp bazı bölümleri tekrar tekrar okumakla, aldığım notları sentezlemekle, kendi iç dünyamda yakaladıklarımı hazmetmekle, bazen hüzünle bazen de yüzümde büyük bir gülümsemenin keyfiyle geçiyor.

Öyle devrimci bir vizyon var ki, ölüm & doğum, eğitim, bireysel tekamül, hayat, zaman, ekonomi, tarihsel olaylar…dünyaya ait temel değer ve inançları ciddi derecede sarsıyor. Yine de kendi iç dünyamda beni bir yerden alıp başka bir yere taşıdığını ve daha da taşıyacağını biliyorum. Bu da bir araç, tıpkı Metapsişik, tıpkı NLP, tıpkı Optimum Denge, tıpkı 4.Yol ekolü gibi. Aslında hepsinin de yaptığı bir ve aynı şey. Bana, gerçek Ben’i hatırlatıyorlar.

“Bilgi, sen var olduğun andan beri sana aittir ve daima senin içindedir. Tıpkı mutluluk, refah, irade, Oluşun Birliği ya da ister Tanrı olsun isterse para, aradığın her şey gibi bilgi de sana dışarıdan gelmez. Kimse sana onu veremez, o sadece ‘anımsanabilir’”

Anımsamama yardımcı olan iyi & kötü Her Şey…ve bu yolda birlikte yürüdüğüm tüm Yol arkadaşlarım! İyi ki varsınız, Hepinize teşekkür ediyorum.