Küçük bir zaman kaçamağı

Çok uzun oldu yine yazmayalı. Feci yorgunum….İş beni çok yoruyor, spor yapıp, dengeli beslenmeme, manevi yönden kendimi desteklememe rağmen zaman zaman tükeniyorum. Çalışma saatlerimiz çok uzun, kendi yarattığımız teknolojinin kurbanlarıyız, her şeyimiz ölçüp biçiliyor, “benim” hakkımda bir sonuç çıkarıyor! Gülüyorum resmen, İnsan’ız biz, duyguları/düşünceleri olan, zihni her an devinim halinde, değişen, gelişen canlılarız, SABİT bir yapı değiliz ki ölçümlenebilelim! Yine sivrilen benim iş yerinde, hep karşı çıktığım için! Offf, çalışmak istemiyorum artık, şöyle çok paramın olduğu, kendi zevk aldığım şeyleri yaptığım zamanları düşlüyorum, bu hayatta olmasa da en azından gelecek hayatlarım için temel atıyorum kendimce :)

Yorgun olunca sabrım, hoşgörüm azalıyor, oyun oynama, oyundan zevk alma, yaratıcılık, çocukları örgütleme,  bilimum ev işlerini birkaç saat içinde halledebilme kabiliyetim zayıflıyor buna mukabil sesim gittikçe daha çok yükseliyor :(  Bağırmaya başlayan bir Anne oluveriyorum birden! Oysa yorgun olan bir insanın daha az sesi çıkması gerekmez mi?  Birkaç günlük bir molaya ihtiyacım var sanırım, tek başıma :)

Temiz bir deniz, sakin bir ağaçaltı, penceresinden rüzgarı eksik olmayan bir oda, küçük tahta bir masa ve sandalye. Defterim, kitabım, kalemlerim, bir bardak çayım ve ben. Bu kadar.

Küçük zaman kaçamağında yazabildiklerim de bunlar.

Hey gidi günler! Kızkumu tatillerimiz…Tolga, Gülcan ve ben…

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.