Depresyon

08.Haziran.2014. Pazar

Büyük +nın depresif kısmında yoğunlukla günlerimin geçtiği şu günlerde, ilk kez salınım hareketimin giderek küçüldüğünü fark ediyorum…son 1 sene öncesine kadar daha kolay çıkardım yukarı, daha büyük sıçrayışlar yapar ve yine de vazgeçmezdim inanmaktan, denemekten, her ne olursa olsun hayata tutunmaktan…vazgeçişler başladı, ümitler azaldı, seçenek üretememek de cabası. Sanki zihnimde ve yüreğimde koca bir taş var. Bir yumru. Bir kaya parçası adeta. Kıpırdamıyor. Her şey mat. Bloke olmuş durumdayım. Bu seferki farklı, zira kendimi bu döngüden çıkaracak ne enerjim ne vizyonum ne de yaşamda Olan her bir şeye karşı ilgim var. Kurudum ve köklerimi canlandıracak hiçbir kaynak bulamıyorum ne içimde, ne de dışımda. Zaten dışarıdaki hiçbir şey tatmin etmiyor. Her şey bir oyun. Hele bazı oyunlar hiç tat vermiyor, can sıkmaktan başka. Ama ya iç dünyam?

Cidden depresyon olarak nitelenen bir durum bu yaşadıklarım. Tam buradayım.

İnsan bazen ara vermeli. Tüm rutinine sıkı bir DUR çekmeli. Annelik kimliğine de, iş kimliğine de, eş kimliğine de “durun bakalım biraz, başka bir BEN var” diyebilmeli. Kendini es geçmemeli asla. Yoksa dengeler fena şaşıyor. Sonra toplanmak için bir sürü çaba, bir sürü yeni mücadele. Yok, içindeki “attention please” uyarılarına kulakları iyice açmalı. Ben çok bastırdım, sonra patlayınca etraftaki erozyonları toparlamak için iş yine başa düşüyor.Hadi bakalım sil baştan!

Sürmenaj olacak derecede çok çalışıyoruz. Bu ülke nasıl yönetiliyorsa, bizler de iş yerlerimizde o şekilde yönetiliyoruz, baskı, tehdit, aşırı iş yükü, saçma sapan kimlik savaşları. O kadar yoruluyoruz ki, artık en basit şeyleri bile hatırlayamaz hale geldim. Zihnim uykuda bile çalışıyor, dolayısıyla hiç dinlenmeden kalkıyor ve tekrar aynı rutine start alıyorum. İş yerinin kapısından girdiğim anda, İnsan’dan başka bir şeye bürünüyorum resmen. Vicdani dengeler yerle bir çoğu zaman.

Yoruldum artık. Bir 10 senem daha var, nasıl gidecek bilemiyorum. Başka şeyler yapmak istiyorum hayatta. Keyifli, sevdiğim, küçük şeyler.

Çalışarak hayattan satın aldıklarımı düşünüyorum son zamanlarda. Daha azıyla da yaşayamaz mıyız? Daha sade, daha basit, daha küçük ama daha mutlu?

Şimdi elime gerçek bir kağıt ve kurşun kalem aldım. Para ile satın aldıklarımı not ediyorum. Karşılarına bendeki değerlerini yazıyorum. Hissettiğim duyguları, renk ve şekillerini de. En son sütunda yapmak İSTEDİKLERİM var. Çıkan resmin bütünü canımı acıtacak, biliyorum ama zaten bu kadar dibe vurmaktan daha acı bir şey olamaz. O yüzden Uyanmak için razıyım.

Geçenlerde büyük, boş bir mantar tablo aldım, ismini HAYAL TABLOSU koydum hevesle “ooo nelerle dolduracağım bu tabloyu” diye. Sonra karşısına geçtiğimde kalakaldım zira küçük kibritçi kız hikayesinde olduğu gibi hiçbir hayalimin kalmadığını fark ettim! Başkalarının hayallerini gerçekleştirirken, kendiminkileri unutmuştum! Kimbilir, benim hayallerimi de başkaları gerçekleştirmişti belki…o yüzdendi belki de bazı hayat karelerine takılıp kalmam, hep gitmek istemem…

Evde yalnızım. Unuttuğum bir duygu. Müzik, düşüncelerim ve mis kokan bir saksı fesleğenim.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.