Silinen Bilinçaltı Kayıtları

Haftasonu Tolga’nın evde olmasından ve buz gibi hava muhalefeti nedeniyle eve tıkılmışlığımızdan istifade, kıçımda kurt var ya, duramam, kalkıp şu yazlık/kışlık dolaplarımızı düzenleyim, Deniz’in küçülen kıyafetlerini bir eleyim dedim. Bir o dolap bir bu dolap derken yatak odası kısa sürede çıpıt çarşısına dönüverdi. Onca dağınıklık yetmiyormuş gibi bir de yatak üzerinde, Ella Fitzgerald’ın OldMacdonald’sı eşliğinde zıp zıp zıplayıp dans eden minik adamım da kompozisyona eklenince bir an yatağın üzerindeki her şeyi alıp pencereden fırlatasım geldi..

“Çabuk koş, mutfaktan bana küçük taburelerden birini getir” diye Deniz’i payladım.
Koş komutu alınca durmayan bir çocuğum olduğunu bildiğim için, saniyesinde fırladı, gitti tabureyi getirdi.

“Bu dolabın önüne koyabilirsin Denizcim” dedim. Çocuk bir güzel yerleştirdi tabureyi. Yerden bitme annesi taburenin üzerine çıkıp, dolabın üst raflarına yönelince minik adam küçük Mahsun Kırmızıgül edasıyla soruyu patlattı:

“Gülüm, orada ne yapıyorsun gülüm?”

Ben yine dumur!

“Bu nedir şimdi, sen gülüm kelimesini televizyondan mı duydun Denizcim?” dedim (neresi kötüyse “gülüm” demenin, ama 3 yaşında bir çocuk söyleyince bir tuhaf kaçıyor canım….)

“Ee Tolga sana gülüm diyor ya!”

Meğer o an mutfakta mısır patlatmak, pardon yakmakla meşgul, yetişkin bir Mahsun Kırmızıgül yaşıyormuş bizim evde de, anasının bilinçaltı, bu “hitap” şeklini nedense ignore edivermiş kayıtlarından!

Bir çocuk, size unuttuğunuz, gizli saklı fısıldaşıp, sır sır diye köşe bucak sakındığınız her şeyi ama her şeyi, olmadık yer ve zamanlarda hatırlatabilir…

Bu, canlı kanlı bir uyarıdır yetişkinlere!

One Response

  • :) )

    Ece de evdeki iş bölümünü aynen şöyle yazmış ödevine:
    Babamın görevi, maç izlemek; annemin görevi, kitap okumak; kardeşimin görevi, oyuncaklarını dağıtmak ve benim görevim, ödevlerimi yapmak.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.