Closing Time

Güçlü ama tatlı bir rüzgar esiyor son günlerde..
Bazen gök gürlemeleri de oluyor içinde,rengarenk ve yüksekkkk oktavlı..
Toplamış yönünü şaşırmış meltemleri, gel diyor daha çok kalbime, artık başka bir mecraya akacağız…

Geliyor, biliyorum, daha önceleri de hep böyle oldu.
Lakin hep bir çatışma içinde, ille de çok bilmiş zihnimin oyunlarını mutlak kılavuz edinip, korkularımın tehditleriyle yalpaladığım için, tamam dedi, nasıl olsa buluşacağız zaman ve mekanın olmadığı bir yerde…bekliyorum seni…

İşte o Zaman geldi, hissediyorum..
Bu sefer dönüşü yok, kuvvetli bir içgörü ve büyüyen bir cesaret var üstelik yanında..
Küçük hayat döngüm yerle bir olacak, bunu da çok net görüyorum.
Ve her geçen gün daha büyük bir kararlılıkla yıldızlara gitme arzusunu büyütüyorum içimde.

Ah Hayat, nasıl da büyük bir sükunet ve hayr ile kurguluyorsun her bir detayı…
Artık düşünmediğim noktalarda daha çok buluşuyoruz.

Teslim oluyorum bu sefer, mücadele etmiyorum, izliyorum…
İçimde sakin ve emin adımlarla bir şey büyüyor…
Önemsiz pek çok detay flulaşırken,
Yüreğimin taaa derinlerinde alev alan hayat ateşi, tutku ile yükseliyor…

O arzu ve tutku ile birlikte işte,
daha yüksek sesle, gümbür gümbür Closing Time dinliyorum…

Türkçe ifade edemediğim her bir hususun bütünlük ve sadeliğini İngilizcede yakalayabilmenin büyüsüne ise bayılıyorum…

Closing time, open all the doors and let you out into the world mesela…

Closing time, you don’t have to go home but you can’t stay here mesela…

Closing time, time for you to go out to the places you will be from mesela…

Ve en can alıcısı ise,

Closing time, every new beginning comes from some other beginning’s end !

İşte benim için de hep böyle oldu…

Şimdi, bilerek ve isteyerek, I KNOW WHO I WANT TO TAKE ME HOME diyorum…

Kalbimle, 24.Ocak.2019

Vedalar…

Her zaman çok sevmişimdir bu kelimeyi…
Acıyla yoğrulmuş bir ayrılığı değil de olgunlaşmış, kendi varoluş sürecini tamamlamış bir hoşça kal’ı taşır bana…
Sevgi ve tebessümle alırım içime…kızmam, hatırlarım daha çok, dışarı çıkıp izlerim küçük bir çocuğu şefkatle izler gibi…
Lakin bu aralar bir de olur olmaz anlarda içimden taşan kalp yaşları eklendi bu vedalara…

Birden kuvvetli bir ayrışma hali vuku buluyor, tam bir tanık bilinci.
Karşımda, tüm Hayat, duygu ve düşüncelerden azad olmuş halde, sadece var oluş vazifesinin can alıcı gerçekliği ile çırılçıplak beliriyor.
Sonra katı bir donma hali. Donuyor her şey. Sanki tek bir AN işte Hayat, burada daha çok fark ediyorum. Zaman yok.
Bu hali durdurmak, müdahale etmek kontrolümde değil.
O yüzden kendi sürecini tamamlaması için bırakıyorum.

Ve ardından işte, gümbür gümbür o kalp yaşları boşalıyor.
Çok derinlerde ya da yüzeye yakın son tecrübelerde kaydolmuş o tertemiz An’ların iç titreten görüntü ve sesleri,
bizi unutma dercesine hücum ediyorlar…
Onları özenle yerleştirdiğim kutularından çıkıp, kendi vedalarını hazırlamak istiyorlar.

Bunu görmek ve izlemek hem çok özel hem de çok hüzünlü…

Bırakıyorum…
Çokça ağlıyorum…
İzin verdikçe, kendi moleküllerine ayrılıp ışıl ışıl saçılıyorlar Evrene…

Onlar benim anılarım, yaşanmışlıklarım, üstelik de çokkkk güzel ve iyi ki iyi ki yaşadım dediğim her bir An ve anı için, teşekkür ederim.

Bu vedayı kucaklayabilmenin ve hatta bazen özleyebilmenin insani yumuşaklığı ile derin bir nefes alıyorum.

Hayat akıp giderken her şeyin gelip geçiciliği karşısında bir kez daha tevazu ile eğiliyor,
Hoşça kal ve Hoş geldin’lere daha çok alan açıyorum…

Kalbimle, 14.Ocak.2019

Büyüyen Baharlar…

Evdeyim, balkonda, pencere kenarında hayatın kendi günlük ritmini izliyorum…
Dışarıda sıkı bir soğuk var. Güneş bulutlarla saklambaç oynuyor, bazen bu oyuna büyük kuş sürüleri katılıyor.
Aralarındaki bütünlük ve uyumu izlemek beni her zaman çok heyecanlandırıyor.
Bu Pazar aşağıda oynayan çocuk sesleri yok.
Deniz 3 saatlik antreman sonrası tatlı bir dinlenme uykusunda.
O uyurken yapılacakları kurgulamakla meşgul zihnimi yakaladığım an her şeyi bıraktım, oturdum.
Çayımı aldım, battaniyemi, çiçeklerimle sohbet ettim, hafif dokunuşlar ve özenle bakımlarını yaptım, onlara gösterdiğim bu ilgi ve özen, içimden yükselen bir hıçkırık ile bana geri döndü aniden…
Senelerce görmezden geldiğim kendi Öz Değer duygumun ‘aynı yumuşak dokunuş ve özene benim de ihtiyacım var. Lütfen beni de görüp besleyip büyütebilir misin?’ çağrısıydı bu…
Yetişkin maskesi ardına sığınıp yeterince bakım, özen, sevgi, şefkat, kabul ve değer görmeyen ne çok parçamız var içimizde, değil mi?
Ve ömrün yarısına gelip de, doğarken yüreğinde getirdiğin o her tür kaynağa sahip ÖZ’ün, dünyayla baş etmek üzere geliştirdiğin bir sürü yanlış kişilik nedeniyle baskılanıp küçülmesinin ve buradan göçüp giderken neredeyse kaybolmasının yarattığı ıstırap ne dayanılmaz!
Yürekten gelen o çağrıyı, dış empozisyonların belirlediği değerler sistemi tarafından KABUL görmek üzerine susturmak, nasıl da güçlü bir YETERRR yankısı ile geri dönüyor insana…
Biz İnsan mıyız sorusu daha sık tekrarlar oluyor kendini. Bence değiliz.
Her geçen gün İnsan olmaya dair potansiyelini güçlendireceğine, eksilten, vicdan kırıntılarını duymazdan gelip daha çok saldıran, acıtmaktan zevk alan ve buna da duygulardan azad olup güçlenmek adını veren saçma sapan bir sistemin akılsız kurbanlarıyız biz!
Ve yaşadığımızın gerçekten farkında bile değiliz!
Şimdi, şu An, o hıçkırık ile içimden gelen yalın ve temiz ses diyor ki, YAŞAM, içinde titreşen her bir organizma ile baştan aşağı BAHAR!
Sen tüm mevsimleri birarada yaşama gücüne sahip her daim açan bir BAHARsın…
Toprağına iyi bak, gerekli besini aksatma, yeni tohumlar ekmekten asla vazgeçme, dokun onlara, açmaya hazır tomurcuklarını gör ve izin ver açsın..o zaten ne yapacağını biliyor, yeter ki gör, izin ver… o tomurcuklardan taşan hayat enerjisine teslim ol, kal orada istediğin kadar, orası Öz’üne en yakın kısım, kana kana iç bu kaynaktan, beslen, şifalan…
Dışarıda her ne olursa olsun, kim neyi ne şekilde söylerse söylesin, en sağlam, en güvenli pusulan Öz Değer’inin kabul ve şefkatinden yansıyan iç görün olsun.
Diğerlerinin değerlerine göre var olma oyununa yaklaştığın her an kendi içsel gerçeğini hatırla!
Orada çok sağlam bir yürek var!
O yürek ile yaşama cesaret ve hürriyetini göster!
Bu senin temel varolma sorumluluğun!

Uyan ve sonsuz BAHAR’larına aç kendini…
Buna değersin…

İşte benim Bahar’larımdan yansımalar :)

Kalbimle, 06.Ocak.2019