Vedalar…

Her zaman çok sevmişimdir bu kelimeyi…
Acıyla yoğrulmuş bir ayrılığı değil de olgunlaşmış, kendi varoluş sürecini tamamlamış bir hoşça kal’ı taşır bana…
Sevgi ve tebessümle alırım içime…kızmam, hatırlarım daha çok, dışarı çıkıp izlerim küçük bir çocuğu şefkatle izler gibi…
Lakin bu aralar bir de olur olmaz anlarda içimden taşan kalp yaşları eklendi bu vedalara…

Birden kuvvetli bir ayrışma hali vuku buluyor, tam bir tanık bilinci.
Karşımda, tüm Hayat, duygu ve düşüncelerden azad olmuş halde, sadece var oluş vazifesinin can alıcı gerçekliği ile çırılçıplak beliriyor.
Sonra katı bir donma hali. Donuyor her şey. Sanki tek bir AN işte Hayat, burada daha çok fark ediyorum. Zaman yok.
Bu hali durdurmak, müdahale etmek kontrolümde değil.
O yüzden kendi sürecini tamamlaması için bırakıyorum.

Ve ardından işte, gümbür gümbür o kalp yaşları boşalıyor.
Çok derinlerde ya da yüzeye yakın son tecrübelerde kaydolmuş o tertemiz An’ların iç titreten görüntü ve sesleri,
bizi unutma dercesine hücum ediyorlar…
Onları özenle yerleştirdiğim kutularından çıkıp, kendi vedalarını hazırlamak istiyorlar.

Bunu görmek ve izlemek hem çok özel hem de çok hüzünlü…

Bırakıyorum…
Çokça ağlıyorum…
İzin verdikçe, kendi moleküllerine ayrılıp ışıl ışıl saçılıyorlar Evrene…

Onlar benim anılarım, yaşanmışlıklarım, üstelik de çokkkk güzel ve iyi ki iyi ki yaşadım dediğim her bir An ve anı için, teşekkür ederim.

Bu vedayı kucaklayabilmenin ve hatta bazen özleyebilmenin insani yumuşaklığı ile derin bir nefes alıyorum.

Hayat akıp giderken her şeyin gelip geçiciliği karşısında bir kez daha tevazu ile eğiliyor,
Hoşça kal ve Hoş geldin’lere daha çok alan açıyorum…

Kalbimle, 14.Ocak.2019

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.